Kanser ve Resveratrol :
Resveratrol ile ilgili araştırmaların yoğunlaştığı alan (en çok dinamik etkiye sahip olanı )kanserle ilgili olanlarıdır. Güvenilir pek çok kanıtın desteğiyle kanserin pek çok safhasında durdurucu ve engelleyici özelliği ile 1.dereceden doğal tedavi sağlamaktadır Resveratrol sadece kanser önleyici değil, ek tedavi olarak da önerilmektedir(31-33). Resveratrol hakkında ki son bilgiler resveratrolün eşsiz bir hücre yok etme sistemine sahip olduğunu göstermiştir. Tümör baskılayıcı gen p53 olsa da olmasa da kanser hücrelerini öldürmektedir(34).
Resveratrolün kanserin başlangıç, ilerleme ve gelişim dönemlerine nasıl etki ettiği araştırılmıştır. Tümör başlangıcına etkisi hayvan modellerinde antimutajen ve serbest radikalleri inhibe etmesi ile antioksidan özelliğinden kaynaklanmaktadır(4). Cox-1 'in inhibisyonu ile tümör ilerleme aktivitesini azalttığı gözlenmektedir(4,14,15). Bu enzim proinflamatuar madde olan araşidonik asitten değişerek oluşan bir maddedir ve tümör gelişimini uyarır(3). Resveratrol 100 microgram/ml cox -1 enzimini %98 oranında inhibe etmektedir(25). Gelişimle ilgili çalışmalar göstermektedir ki insan promyelotik lösemi hücrelerinin diferentiationunu teşvik etmektedir(4) ve ribonükleotid redüktazı inhibe etmektedir. Çoğalan hücrelerde DNA sentezi için bir enzime ihtiyaç vardır(15). Resveratrol'ün kan-forming hücrelerine karşı minimum toksik etkisi anti-kanser potansiyalini cazip kılmasıyla karakterizedir(14).
Kemik iliği nakline uğrayan hastalarda hastalarda resveratrol tümör hücrelerini temizleyerek nüksetme oranını azaltmaktadır.hemopoetik sistemde resveratrolün inhibitör etkii kısmen dönüşümlü, oysa lösemi hücrelerinde dönüşümsüzdür.
Resveratrolün son araştırmalarda antioksidan ve kemopreventive etkisiyle fare 32Dp210,L1210) ve insandaki(u937,HL-60) lösemi hücrelerinde ki proliferasyonu inhibe ettiği gösterilmiştir.(86)
Resveratrol faz ıı ilaç metaboliti olan enzim Quinon Redüktaz seviyesini arttırarak etki etmektedir(16). Resveratrol bazı genlerin değişerek zararlı hale gelmesine neden olan aryl hydrokarbon resptörünün antagonistidir. Kanser oluşumuna neden olan pek çok madde örneğin sigara ve dioxin aryl hydrokarbon reseptörünü aktive ederek yeni ve zararlı genlerin oluşmasına neden olmaktadır. Resveratrol doğal mekenizma ile bu maddeyi inaktive etmektedir(17). Araştırmacılar, ''resveratrol''ün farklı türlerdeki tümörlerde bulunan CYP1B1 adlı bir enzim tarafından işleme tabi tutulduğunu ve bu işlem sonucu molekülün ''piceatannol'' adlı antikanserojen bir maddeye dönüştüğünü saptadılar(19).
« Geri dönmek için tıklayınız.